bi gün tayyip amerikaya gitmiş obama demiş ki bizler ölüyü bile diriltiriz tayyip altta kalmayıp biz de 100 metreyi 3 saniyede koşarız... tayyip Türkiye ye gelmiş toplantı yaparken arkadaşlar ben böle böle bi gaf yaptım ne yapacağız? içlerinden biri başkanım hele bi obama gelsin de o zaman düşünürüz...
gel zaman git zaman bizim obama gelmiş Türkiye ye... tayyip panik olup sormuş arkadaşlarına ne yapacağız şimdi? yine içlerinden biri başkanım endilenmeyin siz onu anıtkabir e götürün hele bi o Atatürk ü diriltsin siz zaten 100 metreyi 2 saniye de koşarsınız
Manşet
fıkralar buraya
Hocanin iki karisi
varmis.
Bir gün ''en cok hangimizi seviyorsun''diye sorarlar hoca söylemek
istemez.
yeni karisi:
-ikimizde göle düssek,önce hangimizi kurtarirdin?
demis.
hoca eski esine, ''sen biraz yüzme biliyordun degil mi? der.
Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: - "Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim, ne dersin?" - "Boşuna oynamayalım, biz kazanırız", demiş Şeytan. - "Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde." Şeytan şeytanca gülümsemiş: - "Ama bütün hakemler de bizde."
çok yaramaz 2 kardeş varmış.. anneleri na yaparsa yapsın bir türlü düzelmemiş çocuklar.. piskologlar, doktorlar, cezalar banamısın dememiş. her bir taşın altından bunlar çıkıyormuş. en son ne yapsam ne etsem diye düşünürken kadın aklına papaz efendi gelmiş.. almış çocukları götürmüş kiliseye. durumu anlatmış papaza.. papazda kadına çocukları bırak git demiş.. sonra papaz büyük çocuğu alıp dolaba(günah çıkartılan kabin) sokmuş. ufak çocuğa da sen abini kapıda bekle demiş. papaz sormuş çocuğa..
-söyle bakalım evladım tanrı nerde?
-...........................(ses yok)
-evladım sana sordum. tanrı nerde?
-...........................(ses yok)
papaz sinirlenmeye başlamış ve biraz daha sesini yükseltip
-söylesene tanrı nerde?
-...........................(yine ses yok)
en sonunda papaz çileden çıkmış aradaki penceri açıp kafayı uzatıp bağırmış
-sana söylüyorum lan tanrı nerde veled?
çocuk arkasına bakmadan vurup kapıyı kaçmış kabinden... hemen kardeşine gidip
-oğlum kaç, bu sefer harbiden s.çtık.. tanrı kaybolmuş, onu da bizden biliyorlar 
Atatürk, yurdumuzu ziyaret etmekte olan Yugoslav Kralı Aleksandr ile İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda konuşurken konuk kral:
-Ekselans, biz Türkleri çok severiz. Sevgimiz o kadar çok ki, vaktiyle Birinci Cihan Harbi'nin sonunda Lloyd George Batı Anadolu'yu Yunanistan'a teklif etmeden evvel bize teklif etmişti. Fakat biz Yugoslavlar, Türkleri çok sevdiğimiz için Lloyd George'un bu önerisini kabul edip Anadolu seferine çıkmadık.
Atatürk, kralın bu sözlerine karşılık cevabı şu olur:
-Haşmetmeap, evvela bize karşı olan sevginize teşekkür ederiz. Sonra ise, büyük geçmiş olsun derim...
Temel'le Dursun, İstanbul'da minibüsle bir yere gidiyorlarmış...
Şoför "Levent, Fatih, Eyüp" diyormuş.
Dursun sıkılmış ve Temel'e:
"Ula Temel, ne zaman ineceuk?" demiş.
Temel de demiş ki:
"Çatlama ula, ismimuz okunsun ineruk!"
iki adam golf oynuyorlarmış. oynadıkları sırada yoldan bir cenaze geçmeye başlamış. golf oynayanlardan biri oyunu bırakıp saygı duruşuna geçmiş. öteki adam demiş " çok saygılı ve iyi birisin. cenazeyi görür görmez saygı duruşuna geçtin. bravo!". adam cevap vermiş" eee naparsın bunca yıllık karımdı bu kadarını hakediyo!":)
Bir Arap Emir
inin oglu Almanya'ya egitime gider.
Bir ayin sonunda ailesine soyle bir mektup
gonderir: "Berlin super bir yer, insanlar da cok sempatik ve
burayi cok seviyorum, ama profesorlerim okula
tramwaylagelirken ben Mercedes'imle gelmekten biraz utaniyorum."
Birkac gunun sonunda cocuk bir mektup alir, mektupta
1 milyon dolarlik bir cek ve su kelimeler vardir:
"Artik utanmana gerek yok, git sen de kendine bir
tramway al"
a woman brought a very limp duck into a veterinary surgeon.
as she laid her pet on the table, the vet pulled out his stethoscope and listened to the bird’s chest.
after a moment or two, the vet shook his head sadly and said, “i’m sorry, your duck, cuddles, has passed away.”
the distressed woman wailed, “are you sure?”
“yes, i am sure. your duck is dead,” replied the vet.
“how can you be so sure?” she protested. “i mean you haven’t done any testing on him or anything. he might just be in a coma or something.”
the vet rolled his eyes, turned around, and left the room.
he returned a few minutes later with a black labrador retriever.
as the duck’s owner looked on in amazement, the dog stood on his hind legs, put his front paws on the examination table and sniffed the duck from top to bottom. he then looked up at the vet with sad eyes and shook his head.
the vet patted the dog on the head and took it out of the room.
a few minutes later he returned with a cat. the cat jumped on the table and also delicately sniffed the bird from head to foot. the cat sat back on its haunches, shook its head, meowed softly, and strolled out of the room.
the vet looked at the woman and said, “i’m sorry, but as i said, this is most definitely, 100% certifiably, a dead duck.”
the vet turned to his computer terminal, hit a few keys, and produced a bill, which he handed to the woman.
the duck’s owner, still in shock, took the bill. “$150!” she cried, “$150 just to tell me my duck is dead!”
the vet shrugged, “i’m sorry. if you had just taken my word for it, the bill would have been $20, but with the lab report and the cat scan, it’s now $150.”
Yurt dışınnda yaşayan adam karısına bir mail gonderiyor: Sevgili karıcığım, bu ay maaşımdan sana para gönderemiyorum, onun yerine 100 öpücük gönderiyorum. Sen benim bir tanemsin. Kocan Allen
Karisi da ona cevap veriyor,
Sevgili askim,
Gonderdigin 100 öpücük için tesekkür ederim. Masraflar söyle;
1- Sütçü bir aylik süt için 2 öpücügü kabul etti,
2- Elektrikçi 7 öpücükten sonra anlasmaya razi oldu,
3- Evsahibi kira için hergün 2-3 defa ugruyor,
4- Bakkal sadece öpücüge razi olmadi, ona ilave baska seyler de verdim,
5- Diger masraflar toplam 40 öpücük...
Beni lütfen merak etme, daha 35 öpücük bakiyem var ve bu ayi
çikarabilirim.
Gelecek ay için de ayni yönde mi plan yapmaliyim? Lütfen bilgi ver.
Sevgili karin Josephine:D:D:D:D
osmanlı devletinin üç kıtaya hakim oldugu zamanlarda padişah arbistan çöllerine bir vali tayin etmiş ve vali göreve başlamış. aradan zaman geçmiş vali halkı çölde toplamış. tam toplantı sırasında bir rüzgar esmiş ve sıcaktan serinlemek isteyen halk etek giyinmiş ama etegin altında dovali hemen bir ferman vermis ve her kimki bundan böyle altına don giyinmezse kadı huzuruna cıkacak ve kellesi vurulacaktır demiş
ve yine zaman sonra çölde bir rüzgar esmiş ve birisinin altında donu yok.hemen askerler yakalamış ve kadının huzuruna çıkarmış.
kadı sormuş
-adın nedir
-abdülmuttalip
-baba adın nedir
-abdülmecit
-vlimisin
-evet
-kaç cocugun var
-birincisinden 18
-ikincisinden 19
-ücüncüsünden 20
-dördüncüsünden 21
-beşincisinden yirmi......... demeden kadı hemen araya girmiş ve
yazkızım ..........
abdülmuttalip oğlu abdülmecitin donunu çekmeye vakti olmadığından dolayı beraatine karar verilmiştir.....
İçip kafayı bulan bir sarhoş, sokakta 'öküz başbakan öküz başbakan' diye sayıklıyormuş. İki polis adamı karakola götürmüşler. Sonra adam mahkemeye çıkmış. İdam cezası almış. İdam edilmeden önce cezasının nedenini sormuş:
-Bu ülkede demokrasi vardı hani? Herkes istediğini söyler.
-Senin suçun o değil ki..Devlet sırlarını açıklamak...
:D:D:D:D hahahahha
Çocuk Bir gün babasina sorar.
- Baba POLITIKA nedir?
- Yavrum der, anlatacaklarimi iyi dinle, sonra söyledigim kelimeleri ezberle der.
Simdi ben para kazandigim için KAPITALIZMIM, Annen harcamalari yapip evi idare ettigi için HÜKÜMET. Dadi ev islerini yaptigi için ISÇI. Sen HALK. Kardesin VATANDAS der. Yarin sabah açiklayacagini söyler. Gece çocuk tuvalete kalkar ve kardesinin agladigini duyar. Dadisinin odasina gider görür ki babasi dadisiyla yataktadir.Annesine seslenir horul horul uyumaktadir duymaz. Sabah kahvaltida sorar,oglum aksam anlattiklarimi hatirliyormusun? der. Babacigim ben politikanin ne demek oldugunu anladim der. KAPITALIZM, ISÇIYI götürüyor. HÜKÜMET uyuyor. HALKI duyan yok .
VATANDASI bok götürüyor."
bush,italyan başbakanı ve tayip erdoğan şeytana gitmişler.bush sormuş:
-italya ne zaman dünyanın kıralı olcak?
şeytan:
-1250 yıl sonra
italyan başbakanı ağlamaya başlar:
-ben göremicem,ben göremicem
bush sorar:
-amerika ne zaman dünyanın kıralı olcak?
şeytan:
-1300 yıl sonra
bush ağlamaya başlar:
-ben göremicem ben göremicem
tayip erdoğan sorar:
-biz ne zaman ABye gircez?
şeytan ağlamaya başlar:
-ben göremicem ben göremicem
Cumhuriyet'in ilânindan sonra, İstanbul'da bir resepsiyon verilir.
Tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ataşeleri de davet edilir.
Davet güzel bir şekilde devam etmektedir, fakat İngiliz ataşesi
olan Binbaşı'nın bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz.
Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam
etmektedir. Ne olduğunu ögrenmek için yaverini gonderir.
Yaver Mustafa Kemal'e şöyle der:
- Paşam; kendisine neden ters bir tavir takındığını sordum, o da
bana Mustafa Kemal'in Çanakkale'de babasını öldürdügünü soyledi.
Bunun uzerine Mustafa Kemal soyle der:
- GİT SOR BAKALIM BABASININ ÇANAKKALE'DE NE İŞİ VARMIŞ ?
Bir gün ingiliz kralicesi türkiye ziyaretine cıkacagını sölemiş ve türkiyeye teşrif etmiş.hazırlıklar hemen baslamıs hersey hazırlanmıs ve kralice türkiyeye ayak basmıs.Ertesi gece dolmabahce sarayında ugruna yemek verilmiş.Kralice sarayın hizmetlisinden su istemiş hizmetli bayanda suyu kraliçenin üstüne dökmüş ve herkes dona kalmıs bütün davetliler pasa kızacak die pasaya bakmıs.Mustafa Kemal Atatürk kraliceye dönmüs ve demişki ''Ben Türk Milletine her seyi ögrettim ama Bir usaklık etmesini öretemedim onlarda usak olmayı ögrenmek istemedi demiş
:D
Temel bir gün pizzacıya gider.. Garson :
- Hangi pizzaya karar verdiniz? diye sorar. Temel hangi pizzayı istediğini söyler. 20 dk geçer.. ve pizza gelir. Garson :
- Pizzanızı 4'e mi, yoksa 8'e mi böleyim? der. Temel :
- 4'e bölün ; çünkü 8 parça bana çok gelir. der.
Konu Dışı // noluyo böyle bi anda fıkra yağmaya başladı, okuyarak yetişemiyorum valla 
Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
-Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş.
- Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?"
-Temel: "Biraz direndi de."
Ya burda olmasın ingilizce ya:)
Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve sorar:
-Aranızda Müslüman olan var mı?
Korkudan... kimse bişey diyemez. Birazdan yaşlı bir adam ayağa kalkar:
-Ben müslümanım. Der.
Bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar. Adam dışarıdaki inek sürüsünü gösterip:
-Amca, şunları kurban edicem de ben beceremem yardım eder misin? Der.
Yaşlı adam baya bir hayvanı kestikten sonra 'ben yoruldum başka birini bul' der.
Adam bu sefer kanlı bıçakla yine camiye girer ve sorar:
-Aranızda başka Müslüman var mı? Az önceki adamı doğradığını düşünen cemaat çok korkar ve herkes aynı anda imama bakar, imam:
-Ne bakı yosunuz ulan iki rekât namaz kıldırdık diye hemen Müslüman mı olduk.
Adam doktora gider :
-Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz? Doktor :
-Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona bir soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tesbit edelim, ona göre bir tedavi uygularız. Adam eve döner. Karısı mutfakta yemekle uğraşmaktadır. Adam mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle :
- Hayatım, ne yiyoruz bu akşam? diye sorar. Karısı cevap vermez. Adam bir iki adım atar ve bir kez daha sorar :
- Hayatım, ne yiyoruz bu akşam? Karısı yine cevap vermez. Adam kadının dibine kadar gelir ve tekrarlar:
- Hayatım, ne yiyoruz bu akşam? Karısı öfkeyle dönerek cevap verir :
- Üçtür köfte diyorum ya !!
Hakim sanığa sormuş:
-Uluslararası kaçakçılık suçu ile suçlanıyorsun. Tüm deliller aleyhine. Söyleyecek bir şeyin var mı?
Sanık boynunu bükmüş ve,
-Aman hakim bey, demiş.. Ben Fenerbahçeliyim. Uluslararası ne gibi bir faaliyetim olabilir ki?
Beşiktaş ekibi istanbula gelir, maç saatine yakın stata girerler.. stata
takımdan ayrı gelen SERGEN, takımın motivasonunun çok düşük olduğunu
görür, suratlar asıktır, - Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor diye
sorar. Takım arkadaşlarından biri,
- Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için
canımız sıkkın, der..
bunun üzerine SERGEN:
-Pekala çocuklar, hadi siz gidin kadıköy'ü gezin, ben tek başıma
sahaya çıkar oynarım, der.. Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan
çıkıp kadıköyü gezmeye giderler.. Maç başladıktan 10 dk sonra BEŞİKTAŞ
takımı stata döner, skor; BEŞİKTAŞ 1-Fenerbahçe 0.. e tabi bu durumda
daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye başlarlar..
Maç bittikten sonra stata döndüklerinde, maçın 1-1 bittiğini görürler, FB
adına Ortega, 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaşları hemen
SERGEN E koşarlar ve onu coşkuyla tebrik ederler..
Ama SERGEN üzgündür. - Özür dilerim arkadaşlar, sizi mahçup ettim, der.
- olur mu öyle şey, der BEŞİKTAŞ takımı, sen koskoca bir takımla tek
başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun..
- Ama, der SERGEN, 12. dakikada kırmızı kart görmüş olmam gerçekten benim
için utanç vericiydi.
fıkra şöyledir:
nasreddin hoca evinde iki tane sarar, birini evinde içer, diğerini de göl kenarında içmek ister yanına da bir tas yoğurt alır. biner eşeğine gölün yolunu tutar. hoca göl kenarına geldiğinde eşeğe ters binmiş olduğunu farkeder inmeye çalışırken de eşekten düşer. lakin kafa iyi olduğu için keyfini hiç bir şey kaçırmaz.
oturur gölün kenarına yakar ikinci cigarasını başlar tüttürmeye, bir de bakar ki köy ahalisinden biri gelmektedir. hemen cigarayi taşların arasına saklar, panikten ne yapacağını şaşırıp yoğurdu kaşık kaşık göle dökmeye başlar. adam yaklaşır:
- hoca hoca ne yapıyorsun?
hoca sinirlenir adam bir an önce gitsin diye
- çek git yahu görmüyor musun rahat birak beni!
adam garip garip hocaya bakip arkasını dönüp gider. hoca cigarasindan bir nefes çeker, dumanini üfler ve
- kim bilir bu i.ne millete ne anlatacak şimdi?
Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken,... ölüme yakın, birden bir Azraili görüyor ve soruyor:
'Benim saatim geldimi?'
Azrail cevap veriyor:
'Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve 8 günün var'.
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve
göğüslerini düzelttiriyor.
Kısacası: 'Yeniden doğmuş gibi'
Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar
ameliyatın değdiğini düşünüyor.
Son ameliyattan sonra,
hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
Tam karşıdan karşıya geçiyorken ambulans çarpıyor ve ölüyor.
Azrail'e soruyor: '40 seneden daha fazla yaşayacağımı söylemiştin
neden o zaman bana o ambulansın carpmasini engellemedin?
Azrail cevap veriyor:
'Kız, allah canını almasın ben seni tanıyamadım ki
))
- nasreddin hocam. adamın biri bir tepsi tatlı taşıyor.
- bana ne be adam!
- aman hocam, sizin eve taşıyor.
- o zaman sana ne be adam!
İki kadın uzun bir süre sessizce oturdular... 
RAHİBİN kilise bahçesinde bir kümesi vardır. Bir gün horozu ortadan kaybolur. Horozu bulması, ya da yeni bir horoz alması gerekmektedir. Pazar günü ayinden sonra cemaate sorar:
- Kimin horozu var?
Bütün erkekler ayağa kalkar..
- Hayır onu demedim, horozu gören var mı?
Bütün kadınlar ayağa kalkar..
- Hayır efendim, yani ben başkalarının horozunu kim gördü demek istiyorum..
Kadınların yarısı ayağa kalkar..
Rahip iyice kızar..
- Allah, Allah!.. Ne laf anlamaz insanlarsınız. Benim horozumu kim gördü yahu?..
Bütün rahibeler ayağa kalkar.














Roma'da dünyaca ünlü San Pietro Kilisesi'nde büyük bir pazar ayini... Görkemli bir dinsel tören.. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi. Kilisenin içi de dışı da tıklım tıklım. Bu arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor. Ikisinin de boynunda kocaman birer levha asılı. Birinde "Ben koyu bir Hristiyanım, lütfen bana yardım ediniz" yazılı. Ötekinde ise sadece "Ben koyu bir Yahudiyim" yazıyor. Tabii ki kiliseden çıkanlar Hristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp cömertçe bir şeyler veriyorlar. Yahudi olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden çıkan iyi niyetli biri "Yahudiyim" yazısı taşıyana sokuluyor. "Bana bak kardeş" diyor, "..dürüstlük iyi bir şey, ama binlerce Hristiyan kiliseden çıkarken, senin Yahudi olduğunu böyle aleni olarak ifade etmen kanımca hiç de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence çıkar o yazıyı boynundan, sen de şu Hristiyan gibi..." deyince; boynunda "Yahudiyim" yazılı adam "Hristiyanım" yazılı olana dönüp sesleniyor: - Heey! Salamon! Herife bak be! Gelmiş bize ticaret öğretiyor