Manşet

Final Sınav Tarihleri

Final Sınav Tarihleri

Lisans programlarının final sınavlarının tarihleri açıklanmıştır. DEVAMINI OKU »

SBSS Başladı

SBSS Başladı

SELI BUDDY SUPPORT SYSTEM ile hazırlık öğrencileri çok daha kolay İngilizce öğrenebilecek DEVAMINI OKU »

Bölüm Temsilciliği

Bölüm Temsilciliği

Yenilenen ozyegin.org ta bölümünüzün temsilcisi olmak ister misiniz? DEVAMINI OKU »

Savaş oyunu da olsa...

8 posts / 0 new
Son gönderi
buyldrm
buyldrm kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 09.10.2009
Gönderiler:
Savaş oyunu da olsa...

Ahmet Altan'ın 22Ocak'ta ve 23 Ocak'ta yayınlanan iki yazısını paylaşıyorum ve size bunlarla ilgili birkaç soru sormak istiyorum:

1.Yazı:

Genelkurmay’ın dün Balyoz darbesiyle ilgili yaptığı açıklamada “bu haberin yayınlanmasındaki zamanlama dikkat çekici” deniyor.

Balyoz’la ilgili söyledikleri bu.

Bizim Genelkurmay’ın “dikkatini” sadece “zamanlama” çekmiş.

Biz bu Genelkurmay’ın dikkatini “zamanlamadan”, bombalanacak camilere, o bombalama için görevlendirilen timlere, görev emir belgelerine nasıl çekeceğiz?

Ülkenin ordusu, ülkenin camiini bombalayıp, ülkenin insanını öldürecek.

Askerlerin cami bombalamasını, namaza giden insanları öldürmesini “dikkat çekici” bulmayan bir ordu olabilir mi?

Paşalar, sizin ülkenizden, sizin caminizden, sizin insanınızdan söz ediyoruz.

Dikkatinizi, sizin deyiminizle “akıldan ve vicdandan” yoksun bu hazırlıklara çekmek için ne yapmalıyız?

Kendi jetinizi bombalamak için plan yapılmış.

Kendi pilotunuzu öldüreceksiniz.

Size emanet edilen genç bir pilotu öldürmek için plan hazırlamak da “dikkatinizi” çekmiyor mu?

Ne tuhaf bir dikkatiniz var sizin?

“Ordu camileri bombalayacaktı” haberleri bütün ülkede konuşulurken sizin “dikkatiniz”, yargılanan subayların dosyasının hemen sivil yargıdan askerî yargıya aktarılması noktasına yoğunlaşmış.

Aman, suç işleyen subaylar gerçek mahkemelerde yargılanmasın.

Askerî yargıya alın ki serbest bırakılmaları, “ıslak imza” rezaletinde olduğu gibi “suçsuz” bulunmaları kolay olsun.

Anayasa Mahkemesi, “suç işleyen askerlerin sivil yargıda yargılanması” konusundaki yasayı iptal etti ve yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetlemekle yükümlü bu mahkeme Anayasa’yı “açıkça” ihlal ederek, bu kararı, “gerekçesini yazmadan” açıkladı.

Bir telaş var anlaşılan.

Hukukçularımızla askerlerimiz elele birilerini kurtarmaya çabalıyorlar.

Öyle telaşlılar ki Anayasa Mahkemesi “suç” işlemeyi göze alıyor.

Anayasa’nın maddesini açıkça çiğniyor.

Ordusunun “cami bombalama” planı yaptığı bir ülkenin Anayasa Mahkemesi de Anayasa’yı çiğnemiş, çok mu?

Kurumlar arası “uyum” dedikleri bu herhalde.

Muhalefet de maşallah çok “uyumlu”, muhalefet partilerinden hiç biri şu Balyoz darbesindeki korkunç hazırlıkları kınayıp, acilen soruşturma açılması için sokaklara çıkmadı.

Bunlar bir de milliyetçi.

“Kendi pilotunu öldürme” planı karşısında sessiz kalan milliyetçiler bunlar, pilot öldürülmüş, cami patlatılmış onlara ne, asker iktidarda kalsın da, gerisi önemli değil.

Patlatılacak camiler ile ilgili planlar için ağzınızı bile açmayın siz, seçim geldiğinde o camilere gidenler bunu hatırlarlar nasıl olsa.

Bizim ordunun “oyun senaryosu” dediği hazırlıklardan Güneydoğu’nun da payına bir şeyler düşüyor elbette.

Güneydoğu’da “İsrail tarzı sert” yöntemler uygulamaktan söz ediyor bir general fütursuzca.

“İsrail tarzı sertlikle” ne yapmayı düşünüyorsunuz Güneydoğu’daki Kürtlere?

Bu nasıl bir düşünce tarzı?

Bizim ordu İsrailli, Kürtler de Filistinli mi oluyor ordunun “oyun” planlarında?

Bunlar “tehlikeli oyunlar” paşalar.

Siz kendi vatandaşlarınızı “düşman” unsur olarak görürseniz, “bölücülüğü” başka yerde aramanıza hiç gerek kalmaz, o “bölücülük” sizin zihninizde ortaya çıkar.

Ondan sonra da JİTEM’ler kurulur, tetikçiler göreve getirilir, faili meçhul cinayetlerde 17 bin Kürt öldürülür.

Bu kadar Kürt öldürülmesi yetmedi mi?

Bu korkunç planlar 2003 yılında hazırlandı ama 2010 yılında Genelkurmay hâlâ bu planları savunuyor.

Bari bir özür dileyin, “yapılan yanlıştır, gereken hukuki önlemleri alacağız, özür dileriz” deyin.

Öldürmeyi planladığınız insanların karşısına geçip de bunlar “oyun” demeyin.

Genelkurmay’ın bu “planları” savunması, kafanın hiç değişmediğini, bu ülkedeki herkesin tehlikede olduğunu gösteriyor.

“Ordu ve darbe yanlısı” olmanız bile sizi kurtarmaz, çocuğunuzu bir müze gezisine götürdüğünüzde, bir camiye gittiğinizde siz de öldürülebilirsiniz.

Sivil iktidar da artık “dikkatini” anayasa değişikliğine odaklamalı, bu “vicdansız” ve hukuksuz yapıyı değiştirmeli, hem kendi hayatlarını, hem vatandaşlarının hayatlarını, hem de ülkenin geleceğini kurtarabilmek için başka çare yok.

Bu “akıldan ve vicdandan” yoksun çılgınlığın yeniden ne zaman nereden başını göstereceğini hiç birimiz bilemeyiz çünkü.

2. Yazı

Bizim Genelkurmay’ın “Balyoz Darbe Planı”yla ilgili yaptığı açıklamayı okudum.

Bu açıklamayı yapan Genelkurmay, bizim belgelerini yayımladığımız “seminerin” varlığını kabul ediyor.

Ve bu seminerde hazırlanan planları sahipleniyor.

“Balyoz Darbe Planı yoktur” demiyor, “öyle planlar yapılmadı” da demiyor ama “öyle planlar yokmuş” izlenimi yaratacak bir üslup kullanıyor.

Şöyle diyor:

“Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir.”

Kilit kelime “iddialar” kelimesi.

Yani ortada bizim yayımladığımız belgeler, krokiler, timler, planlar yok sadece “iddialar” var.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, böyle bir açıklama yayınlayıp bizim yazdıklarımıza “iddialar” dediğine göre demek ki binlerce sayfalık bu metinleri okudu.

Okuduktan sonra da orada gördüklerine “ordu” adına sahip çıkması gerektiğine karar verdi.

Şimdi Başbuğ’a sormak istiyorum o binlerce sayfalık seminer belgelerini okudunuz mu?

Okuduktan sonra mı savunmaya karar verdiniz?

Savunduğunuz o belgeleri sahiplenerek, o seminerde işlenen suçları da sahiplendiğinizin farkında mısınız?

Farkında olmalısınız.

Bu açıklamanızla birlikte artık sizi de “kapsayan” bu “iddiaları” bir konuşalım o zaman.

Birinci Ordu’da “dış tehditler” konulu seminerde bir “darbe planı” hazırlandı, bunun belgelerini yayımlıyoruz.

Bu belgeleri bize o dönemde Birinci Ordu’da görev yapmış bir subay ulaştırdı.

Bizim yayımladığımız belgelerin orijinal metinlerinin hazırlandığı “bilgisayarların” kimlere ait olduğunu gösteren bilgisayar bilgileri de o CD’lerde kayıtlı.

Biz bu belgeleri ve CD’leri savcılığa da teslim ettik.

Emirlerin üstünde “tarihleri, numaraları, emri verenlerin imzaları” var.

Sizin “aklı ve vicdanı olan kimsenin kabul edemeyeceğini” söylediğiniz o hazırlıklar gerçekten de akla ve vicdana aykırı işler.

Zaten soru da bu.

Akla ve vicdana aykırı işleri planlayan insanları neden orgeneralliğe kadar yükseltiyor ve bu eylemlere daha sonra sahip çıkabiliyorsunuz?

Neden bu belgelerin varlığını kesin bir şekilde yalanlamadan, “yalanmış izlenimi” yaratacak ifadeler kullanıyorsunuz?

Neden gerçekleri saklıyorsunuz?

Halkınıza yalan söyleme hakkını nereden buluyorsunuz?

Bu kadar ciddi bir olayı “hemen soruşturmak” için harekete geçeceğinize, bunlara “iddia” deyip üstünü örtmeye nasıl cüret edebiliyorsunuz?

Ordunun işlediği bütün suçların üstünün örtülmesine alışkın olduğunuzdan, karşılaştığınız bu “yeni” durumu algılamakta zorlanıyorsunuz sanırım.

Durumu daha “net ve açık” olarak anlamanıza yardımcı olabilmek için “camileri bombalamak” görevini alan “timleri” bugün isim isim açıklıyoruz.

“Camileri bombalama” görevini veren, görevi tarif eden, timleri oluşturan subayların adları emirlerin altında yer alıyor, emirler de onların “bilgisayarlarında” yazılmış zaten.

Buna ne diyeceksiniz?

Cami bombalamak, bizim ordunun “dış tehdide” karşı aldığı bir önlem mi?

Sizin göreviniz, halkı “düşmana” karşı korumak mı yoksa düşmana hiç ihtiyaç bırakmadan kendi halkınızın gittiği camileri bombalamak mı?

Yönettiğiniz orduda hazırlanan böyle bir emir hiç mi yüzünüzü kızartmıyor?

Neye sahip çıkıyor, neyi savunuyorsunuz?

Neden bunları araştırmak yerine, bu hazırlıklara “iddia” deyip geçiştirmeye uğraşıyorsunuz?

“Ordunun işlediği suçlar, suç sayılmaz” anlayışından kurtulamayacak mısınız?

“Kendi jetimizi düşürmeyi” öngören planın, o “seminer” kapsamında Hava Harp Akademisi’nde hazırlandığını, bu planın hazırlandığı “bilgisayarın” kaydının bulunduğunu gerçekten bilmiyor musunuz?

Bir ordu kendi jetini düşürmeyi planlar mı?

Böyle ordu olur mu?

Bakın general, sizinle anlaştığımız tek nokta var, o da, bunların “akla ve vicdana” aykırı olduğu.

Size tavsiyem, akılsız ve vicdansız planları sahiplenmeyin.

Bu belgeleri kendiniz inceleyin, suçluları ortaya çıkartın.

Böylesi, utanç verici yalanlar söylemekten daha iyidir.

buyldrm
buyldrm kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 09.10.2009
Gönderiler:

Sorular:

- Bu plan bir "savaş oyunu" olsa da, Türk Ordusu kendi halkına karşı bombalı saldırı düzenleyebilir mi? Kendi savaş uçağını düşürebilir mi? Savaş oyunları askeri gerçek durumlara hazırlamak için eğitim amacıyla hazırlanmaz mı?

-Genelkurmay sözcüsü bu savaş oyunlarının rutin olduğunu, dış tehditlere karşı hazırlandığını söylemektedir. Sizce hangi dış tehdit, Türk Ordusu'na kendi sınırlarımız içinde cami bombalayarak kendi halkını yaralama veya öldürme hakkı verir?

-Genelkurmay'ın özellikle üstünde durduğu "Zamanlama konusuna dikkat çekiyoruz" cümlesi, bu planların bahsedilen Anayasa Mahkemesi oylamasının yapılacağı zamanda ortaya çıktığını gösterse de, bu planların vehametini azaltır mı?

-Kozmik odada bulunan belgelerin ivedilikle yok edilmesinin de zamanlaması dikkat çekici değil midir? Ayrıca "Balyoz" adı verilen planın da, yok edildiğinin geç de olsa akıllara gelerek açıklanmasının zamanlaması?

-Ben kendi adıma, bu ülkede artık kimin dürüst, kimin yalancı, kimin cani, kimin yurtsever, kimin hukuk zemininde, kimin hukukdışı olduğuna karar veremiyorum. Buna karar verebilen var mı?

coldboy
coldboy kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 13.10.2009
Gönderiler:

Bazı sorularının cevaplarını Ramiz İlker Paşa vermiştir habertürkte ve yayın kesilmiştir...

İzlemek İçin

Burada cevap verirsek mazallah! bizi de kesmesinler :!

Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır...

buyldrm
buyldrm kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 09.10.2009
Gönderiler:

Bence bu emekli hava generali, var olan planlardan haberi olmayan, saf bir yürekle hizmet ettiği orduyu savunan biri. Ki yukarıda bahsedilen sorular onun gibi insanlar için sorulmuş değildir. Orduyu yıpratmak meselesine yazar da değinmiş. Fakat eğer bu planlar gerçekse, ki Genelkurmay yalanlıyor diyemeyiz, bu zihniyetteki insanların ordudan temizlenmesi gerekecektir. Çünkü aslında orduyu yıpratan durumlardan biri de bu planlamalardır.

Ramiz İlker şunu söylüyor: "Düşünebiliyor muunuz ki, ben gidip pilot arkadaşımı vuracağım bir Yunanlı kılığında ve bu da kriz çıkaracak? Ben yapabilir miyim bunu? Bunun yapılabileceğini iddia etmek şerefsizliktir!"

Yalanlanmayan bu planlar gerçekse, bu planı yapanlar, yani Türk askerinin kendi askerini vurması için emir verebilecek olanlar, cami patlatarak kendi halkına zarar vermesini isteyenler ve Ramiz Bey gibi insanların ismine bu şekilde leke sürenler için hangi tanımlamayı uygun buluyoruz?

Eğer planlar gerçek değilse de, bunu yayınlayanlar uygun bulduğumuz o kelimeyle tanımlanabilir tabii ki.

coldboy
coldboy kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 13.10.2009
Gönderiler:

Ya bu işler öyle ince öyle karmaşık işler ki insanı düşünsel olarak çok fena kısır bi döngü içerisine sokuyor...

Devlet dediğimiz yapılanma dışarıdan gözüktüğü gibi basit ve kolay çözülebilen bir şey değil, eğer köklü bir devletsen tabi ki. Devletin kendisinin bile bilmediği "kendini" koruma yapılanmaları var ve benim şahsi fikrim bu ortaya atılan iddialar bunlarla alakalı olduğudur.

Şunun da farkına varmak gerekir kanımca : her olaydan sonra o olayın benzerlerini geçmişte arayıp "al bak ahanda 60dan önce, 80den önce de böyle olmuştu" demek çok saçmadır. Nedenine gelince 60 ile 80 arasındaki "gözüken" zaman farkı 80 ile şimdinin arasındakiyle aynıdır. Fakat zamanın şartlarını düşünürsek yani gözükmeyen zamana bakarsak 80 ile bugün arasında dağlarrrr kadar fark olduğunu görürüz...

Demek istediğim şudur ki ismi gibi gerçekten birilerinin ya da bir şeylerin tarafı olan "taraf" gazetesi tarafından ortaya atılan veyahut alevlendirilen bu iddialar gerçek de olsa uydurma da olsa hiç bir zamanla /tarihle kıyaslanamaz...

Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır...

Joseph
Joseph kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 05.03.2009
Gönderiler:

Ramiz Paşanın diğer videolarını da izledim...adam karşısındakini dinlemiyor, ağzına ne gelirse bağırıp saçıyor etrafa..tamam ülkesine hizmet etmiş bir adam olabilir ama biraz da gözlerini açsın..sırf sesi gür çıkıyo diye medya tarafından kullanılıyo, her tartışma programına çıkarılıyo kendisi..bence biraz aklını başına alsın da hizmet ettiği ordunun içinden neler çıkıyor onlara bi baksın..

burada Taraf gazetesinin tarafı beni ilgilendirmiyor..belgeleriyle ispatlanmış ve genelkurmay tarafından da yalanlanmamış bir iddia var ortada..nerden aldıysa aldı, ama çok iyi bir iş yaptı..bu memlekette nelerin döndüğünü, kimlerin hangi işler peşinde olduğunu artık anlasın millet..bu bir değil iki değil..ordunun içindeki cuntacıların hazırlayıp fırına verdiği planların haddi hesabı yok..ayışığı, yakamoz, eldiven, balyoz..hangi birini sayalım..şimdi bunların hepsini taraf gazetesi kendisi mi yazdı aklından, böyle saçma bir savunma olabilir mi Ramiz paşa..genelkurmay başkanlığın bu darbe planlarının araştırılmasına ve yargıya gitmesine göz yumduğuna ve sesini çıkaramadıgına göre kendileri de biliyorlar bu uğurda memleketi yakmaya teşebbüs edecek kansızların olduğunu..

bu milleti Allah koruyor kardeşim. Eğer tek tek ortaya çıkmasa şu planlar, son on yılda en az bes darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalırdık..herkes aklını başına alsın, ve sivil darbe gibi saçma sapan laflarla kendini kandırmasın..şu memleketin başına gelecek en berbat hükümet dahi herhangi bir darbe teşebbüsünden daha evladır..

bence genelkurmay bıraksındış tehditlere karşı oyun hazırlamayı da, 25 yıldır dağlardan temizleyemediği pkk nın hesabını versin..eğer dünyanın en iyi ordularından biriysek bu pisliği temizlerdik bu zamana kadar..açıkça söylüyorum, pkk nın yok edilememesinin sebebi, kendi işini unutmuş cumhuriyet değerleriyle kafayı bozmuş cuntacıların aklının fikrinin irtica da olmasıdır..

yanlış anlaşılmasın, ordu karşıtı falan değilim..ordu kendini temizlesin, içindeki darbecileri yok etsin, milletin değerlerine saygılı olsun; ben on yıl boyunca askerlik yapmaya hazırım..başımızın üstünde yerleri var..ama eğer böyle gidecekse ve üç beş tane serserinin zihin oyunlarıyla mehmetçik dağlarda feda edilmeye devam edecekse bende ramiz paşa ve onun gibi düşünenlerin her zaman karşısında olacağım..

YK.

MaSteR
MaSteR kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 30.09.2009
Gönderiler:

- Dersim'de ki o vahşeti yabancılar mı yaptı? Demek ki kendi halkını öldürecek asker varmış değil mi bu ülkede?
- Ben neden tüm mülakatlardan iyi şekilde geçtiğim halde askeri okula hiç bir gerekçe söylenmeden alınmadım?
- Şu an da Silivri'de kaç tane asker yatıyor?
- 7 tane belde aynı anda ilçe olduğu zaman her birinde güzel törenlerle Jandarmadan Emniyete devir teslim yapılmışken neden sadece Beylikdüzü'nde ki Ambarlı Limanı na bakan Jandarma görevi devretmekte direndi?
- Zamanında Hakkari'de PKK militanı olan itirafçının "bölgede 4-5 tane karakolla iş birliği içindeydik, onlardan erzak alıyorduk" demesi normal mi? Acaba sadece erzak mı alıyolardı?
- Yollara döşenen mayınlarla şehit olan Mehmetçiklerimizin, gideceği yollar nasıl önceden biliniyor ve ona göre mayın döşeniyor?
- Ayda bir sefer telefonda görüşebildiği annesi Türkçe bilmediği için, kürtçe konuşan asker neden öldüresiye dayak yiyor? O na dayak atan adam gerçek asker olabilir mi? (bu bende olabilirdim sizde, hiç birimiz seçmedik milletimizi, ailemizi, yaşayacağımız toprakları ve konuşacağımız dili)

Bu sorulara cevap verin, ben de askere güveneyim. Tabiki tüm askerler değil olay ama bence yeteri kadar çok neden var güvensizlik için... Umarım bir an önce bu ülke düşmanlarından arınır askeriyemiz.

if you want an advice, death is enough...

MaSteR
MaSteR kullanıcısının resmi
Çevrimdışı
Üyelik: 30.09.2009
Gönderiler:

http://www.stargazete.com/gazete/yazar/ergun-babahan/kendi-askerini-sehi...

if you want an advice, death is enough...