Bence tamamen bir kurgudur. İlk genel kurulda yine başkan olarak seçilecektir... İnsanlar onu mağdur olarak görüp bir ihtimal oy verebileceğini düşünmüş olabilir bu kararı alırken
Sitede köşe yazılarının linkini vermektense, köşe yazısını insanların gözüne sokmak istercesine yazmak daha fazla tercih ediliyor; o yüzden ben de sokayım biraz:
"Şu hayatta Deniz Baykal'ın temsil ettiği hiçbir şeyi anladığımı söyleyemem. Ulusalcı olmadığım için değil sadece: Chp onun yönetiminde muhafazakarlaşmış, Akp'nin "reformcu" ve "genç" görünmesine neden olmayı başarmıştır. Yeniliklere direnen, koltuğuna yapışmış, garip ve anlaşılmaz bir politikacıdır.
Ama bütün bunlara rağmen, şerefli düelloları hak etmektedir Türkiye'nin bu kırk yıllık siyasetçisi. Adice bir pusuyu değil.
Çetin Altan demiştir ki bir yazısında, "Türkiye'de düello kültürü yoktur, pusu kültürü vadır."
Bu memlekette insanon en büyük özlemidir, şöyle delikanlı gibi asaletle hesaplaşacağı hasımlara sahip olmak. Ama olmaz bir türlü. Siz adamın yüzüne eldivenle vurursunuz, o sizi bir tenhada arkanızdan zımbalayıverir.
Bu toprağın en esaslı öocuklarından Hrant'ı bu yüzden arkasından vurmuşlardır. Sabahattin Ali, bu yüzden kalleşce vurulup öldürülmüştür. Nazım Hikmeti'i acı dolu bir mahpus yaşamına mahkum edenler, onunla düello edemeyecek zavallılar olmuştur hep. (Kendi notum: En fazla iki sene önceye kadar Nazım Hikmet'i susturmaya çalışan zihniyet, şimdi onun şiirlerinden alıntılar yaparak, onu överek değiştiklerini söylüyorlar. Heralde Nazım, bunları her izlediğinde mezarında ters dönüyordur.)
Deniz Baykal'ın başına gelenler de, işte Çetin Altan'ın bahsettiği o ucuz "pusu" kültürünün uzantısından başka bir şey değil.
...
Yorumlar
Uzun zamandır ha oldu, ha olacak dediğimiz ve gelenin gideni aratmamasını umduğumuz olay.
Bence tamamen bir kurgudur. İlk genel kurulda yine başkan olarak seçilecektir... İnsanlar onu mağdur olarak görüp bir ihtimal oy verebileceğini düşünmüş olabilir bu kararı alırken
if you want an advice, death is enough...
Sitede köşe yazılarının linkini vermektense, köşe yazısını insanların gözüne sokmak istercesine yazmak daha fazla tercih ediliyor; o yüzden ben de sokayım biraz:
"Şu hayatta Deniz Baykal'ın temsil ettiği hiçbir şeyi anladığımı söyleyemem. Ulusalcı olmadığım için değil sadece: Chp onun yönetiminde muhafazakarlaşmış, Akp'nin "reformcu" ve "genç" görünmesine neden olmayı başarmıştır. Yeniliklere direnen, koltuğuna yapışmış, garip ve anlaşılmaz bir politikacıdır.
Ama bütün bunlara rağmen, şerefli düelloları hak etmektedir Türkiye'nin bu kırk yıllık siyasetçisi. Adice bir pusuyu değil.
Çetin Altan demiştir ki bir yazısında, "Türkiye'de düello kültürü yoktur, pusu kültürü vadır."
Bu memlekette insanon en büyük özlemidir, şöyle delikanlı gibi asaletle hesaplaşacağı hasımlara sahip olmak. Ama olmaz bir türlü. Siz adamın yüzüne eldivenle vurursunuz, o sizi bir tenhada arkanızdan zımbalayıverir.
Bu toprağın en esaslı öocuklarından Hrant'ı bu yüzden arkasından vurmuşlardır. Sabahattin Ali, bu yüzden kalleşce vurulup öldürülmüştür. Nazım Hikmeti'i acı dolu bir mahpus yaşamına mahkum edenler, onunla düello edemeyecek zavallılar olmuştur hep. (Kendi notum: En fazla iki sene önceye kadar Nazım Hikmet'i susturmaya çalışan zihniyet, şimdi onun şiirlerinden alıntılar yaparak, onu överek değiştiklerini söylüyorlar. Heralde Nazım, bunları her izlediğinde mezarında ters dönüyordur.)
Deniz Baykal'ın başına gelenler de, işte Çetin Altan'ın bahsettiği o ucuz "pusu" kültürünün uzantısından başka bir şey değil.
...
Tuna Kiremitçi - Cumhuriyet Gazetesi
justice's lost, justice's raped, justice's gone...
olay gerçek mi değil mi bilemem ama "sonunda oturan yerlerini Chp'nin koltuğundan kaldırabildi şükürler olsun!" dediğim hadisedir.
+ Oh my God! They killed Kenny!
- You Bastards!
Geri dönüş sinyalleri fazlasıyla verilmiştir. Tahminim üzere ilk kurultayda da geri gelecektir...
if you want an advice, death is enough...